Bir Siyaset Bilimcinin Merceğinden: “Gözü Yollarda Kalmak” Nedir?
Güç ilişkilerini, ideolojilerin görünmez ağlarını ve toplumların sessiz beklentilerini inceleyen bir siyaset bilimci olarak sık sık şu soruyu düşünürüm: Bir toplum ne zaman beklemeyi öğrenir ve ne zaman bekleyerek yönlendirilir? Türkçede sıkça kullanılan bir ifade olan “gözü yollarda kalmak”, yalnızca bireysel bir özlemi değil; toplumsal bir yapının, siyasal bir sabrın ve ideolojik bir yönlendirmenin sembolüdür.
Bu yazıda, bu deyimi iktidar, kurumlar, ideoloji ve vatandaşlık ekseninde çözümleyerek hem bireysel hem de toplumsal düzeyde nasıl bir siyasal metafora dönüştüğünü ele alacağız.
—
“Gözü Yollarda Kalmak”: Bekleyişin Politik Anatomisi
Bu ifade, ilk bakışta bir özlem, bir umut, bir bekleyiş hâlini çağrıştırır. Ancak siyaset bilimi açısından “bekleyiş” yalnızca duygusal değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin bir aracıdır.
Bir vatandaşın gözü yollarda kaldığında, aslında sistemin vaat ettiği bir geleceği bekler. Refah, adalet, eşitlik, güvenlik… Hepsi “gelecek” zamana ertelenmiş sözlerdir. Gözü yollarda kalmak, halkın umut üzerinden yönetilmesinin, iktidarın sürekliliğini sağlayan en incelikli stratejilerinden biridir.
Bu bağlamda şu soru kaçınılmaz hale gelir: Beklemek bir direniş midir, yoksa bir teslimiyet biçimi mi?
—
İktidarın Bekleyiş Üzerinden Kurduğu Hegemonya
Gramsci’nin hegemonya kavramını hatırlayalım: İktidar, yalnızca zorla değil, rıza üretimiyle sürer. “Gözü yollarda kalmak”, tam da bu rızanın duygusal formudur. Vatandaş, bir gün geleceğine inandığı düzen için bekler, sabreder, hatta o bekleyişi kimliğinin bir parçası haline getirir.
Bu durum, kurumsal gecikmeler ve bürokratik yavaşlık gibi yapısal eksikliklerin de meşrulaştırılmasını sağlar. Devlet, “yakında çözeceğiz” der; vatandaş “olsun, bekleriz” der. Böylece bekleyiş, siyasal bir uyuma dönüşür.
Ancak şu soruyu sormak gerekir: Bir toplum ne kadar beklerse, kendi kaderini o kadar mı kaybeder?
—
İdeoloji ve Umut: Yolların Sonsuzluğu
Her ideoloji, kendi bekleyiş biçimini üretir. Kapitalizmde bekleyiş, tüketim vaatleriyle doludur; sosyalizmde ise eşitlik ufkuna yönelmiş kolektif bir sabırla. Dinsel ideolojilerde bu bekleyiş, kurtuluş ve ödül fikriyle beslenir.
“Gözü yollarda kalmak” deyimi, bu ideolojik vaatlerin duygusal taşıyıcısı gibidir. İnsan, umudu kaybetmemek için bekler; ama bu umut, kimi zaman dönüşüm arzusunu erteleyen bir pranga da olabilir.
Siyaset bilimi açısından, bu durum bireyin özneleşme süreciyle çelişir. Çünkü bekleyen özne, eyleyen değil, edilgen hale gelir. Ve belki de en tehlikelisi şudur: Bir toplumun gözü ne kadar yoldaysa, o kadar yönlendirilebilir hale gelir.
—
Cinsiyet Perspektifi: Erkek Stratejisi ve Kadın Dayanışması
Siyasal söylemlerde erkekler genellikle stratejik akıl ve güç merkezli rollerle tanımlanır. “Beklemek” bu bağlamda erkekler için çoğu zaman zayıflık sembolüdür. Bu yüzden erkek siyasal figür, bekleyen değil, “harekete geçen” olarak konumlanır.
Kadınlar ise tarih boyunca bekleyişin, sabrın ve dayanışmanın sembolü olmuştur. Ancak bu bekleyiş pasif değildir. Kadınlar, özellikle demokratik katılım süreçlerinde, bekleyişi dayanışmaya dönüştürerek kolektif eylemin temelini oluşturmuşlardır.
“Gözü yollarda kalmak” deyimini kadınların toplumsal mücadelesine uyarladığımızda, bu durum artık edilgen değil, aktif bir dayanıklılık biçimine dönüşür. Kadın, “beklerken örgütlenen”, “sabırla dönüştüren” bir figür haline gelir.
—
Vatandaşlık ve Siyasi Katılım: Bekleyenden Talep Edene
Siyasal sistemler, vatandaşlarını “bekleyen” konumda tuttukça meşruiyetlerini pekiştirirler. Ancak demokratik kültür, bekleyenin değil, talep eden vatandaşın kültürüdür.
“Gözü yollarda kalmak” bu anlamda bir eşikte durur: ya sabrın içinde sıkışıp kalmış bir pasifliği temsil eder, ya da beklentinin bilince dönüşmesiyle siyasal talep doğurur.
Şu soruyu sormak, her bilinçli vatandaş için gereklidir: Bekliyor muyum, yoksa bekleyişimi dönüştürüyor muyum?
—
Sonuç: Yoldaki Göz, İktidarın Aynasıdır
“Gözü yollarda kalmak” deyimi, Türkçenin duygusal derinliğinde saklı ama siyasal olarak oldukça güçlü bir metafordur. Bir halkın sabrı, bir rejimin dayanma süresini belirler. Bekleyiş, bazen umut; bazen de manipülasyon aracıdır.
Siyaset bilimi bize şunu öğretir: Gerçek vatandaşlık, beklemeyi değil, eylemeyi öğrenmektir.
Ve belki de asıl soru şudur: Gözü yollarda kalan kim — halk mı, yoksa halkın gözüne bakmaktan korkan iktidar mı?
—
Anahtar Etiketler: #siyasetbilimi #iktidar #ideoloji #vatandaşlık #demokrasi #kadınvemücadele #toplumsaldinamikler #gözüyollardakalmak #hegemonya #politikdüşünce