Cüneyt Arkın’ın Ala Geyik Filmi Nerede Çekildi? Bir Gözden Geçirme
Cüneyt Arkın… Türk sinemasının efsanevi ismi, dövüş sahneleriyle tanınan, aksiyonun doruklarını zorlayan bir isim. Ama sadece dövüş sahneleriyle değil, aynı zamanda yaptığı işleriyle de kendine özgü bir yer edinmiş durumda. Bu yazıda ise, Arkın’ın 2021’de vizyona giren Ala Geyik filmine odaklanacağım. Filmdeki aksiyonun, doğanın, ve tabi ki mekanın etkileyici yeri üzerinde duracağım. Ala Geyik, Türk sinemasında hem övgüler hem de eleştiriler aldı. Biraz cesurca diyebilirim ki, izlerken hem eğlendim hem de bir yandan düşündüm: Bu filmde anlatılmak istenen ne? Hangi mesaj veriliyor? Ve mekan ne kadar başarılı? Zira bu filmde doğanın bir anlamı var, özellikle de çekim yerleri!
Ala Geyik’in Çekim Yeri Neresi?
Başlamadan önce, Ala Geyik’in çekildiği yerin önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekiyor. Çünkü doğa, filmde çok önemli bir yere sahip. İzleyici sadece karakterlerin mücadelelerini izlemekle kalmıyor, aynı zamanda film boyunca doğanın, toprağın ve dağların içinde kayboluyor. Peki bu film nerede çekildi? Herkesin “vay be, burası neresi?” diye düşündüğü o manzaralar hangi köyde ya da kasabada yer alıyor?
İşte burada işler biraz karışıyor. Ala Geyik’in büyük kısmı Kaz Dağları’nda çekilmiş. Evet, doğru duydunuz. Efsanevi Kaz Dağları, Gökçeada ve çevresi, filmdeki doğal güzelliklerin büyük kısmını şekillendiriyor. Ancak Kaz Dağları’nın keşfedilmemiş köylerinde, sakin ve nehir kenarlarında bir de gizemli atmosfer yaratılmış. Çekimlerin yerel köylerde yapılması, filmi oldukça “otantik” ve yerel hissettirmiş. Yani doğal güzellikler bu film için bir karakter gibi.
Ama… Şimdi gelin, Kaz Dağları’nın bu kadar stratejik bir seçim olup olmadığına dair bazı tartışmalar açalım.
Kaz Dağları: Doğa Mı, Süslemeli Arka Plan Mı?
Kaz Dağları, tarihsel olarak mitolojik bir anlam taşır, aynı zamanda doğasıyla ünlüdür. Bu bakımdan, Ala Geyik’in doğa ile ilişkilendirilmesi mantıklı. Kaz Dağları’nda çekilen sahneler gerçekten de harika. Doğanın gücünü, insanın doğa ile mücadelesini çok net bir şekilde yansıtıyor. Fakat işin bir başka boyutu da var: Acaba bu muazzam doğa, filmde “görsel” olarak mı kullanıldı, yoksa gerçekten tematik bir güç kaynağı olarak mı?
Buradaki soru şu: Filmde Kaz Dağları ve doğal mekanlar gerçekten anlamlı bir şekilde işlenmiş mi, yoksa sadece estetik bir arka plan olarak mı kullanılmış? Bunu net bir şekilde söylemek zor. Bir yanda doğa öne çıkıyor, bir yanda ise doğanın o gücü filme sadece bir arka plan olarak eklenmiş gibi görünüyor.
Kaz Dağları, popülerleşen bir bölge olduğu için filmde kullanılması, mekânın “marka değerini” arttırmış olabilir. Bu da, sinemanın “kâr” odaklı tarafıyla yüzleşen bir diğer mesele. Ancak, mekanın bu kadar büyük bir rolü varsa, ona gereken anlam verilmeli, sadece dekor olarak kullanılmamalıydı. Kısacası, doğa öne çıkmış ama film, doğayı gerçekten anlamlı bir şekilde kullanmakta zayıf kalmış gibi.
Aksiyon ve Çekim Teknikleri: Yerinde Yapılmış Bir Yatırım Mı?
Cüneyt Arkın’ın aksiyon sahneleriyle ünlü olduğunu söylemek, abartı olmaz. Fakat aksiyonun bu kadar doğa ile iç içe olması, izleyicinin filme daha fazla bağlanmasına neden olmuş. Pek çok sahne, doğanın içinde, bazen yüksek kayalıkların zirvelerinde, bazen ise derin vadilerde geçiyor. Her biri aksiyon sahnesini daha etkileyici kılmak için yapılmış bir tercih gibi.
Burada akla gelen bir başka soru ise şu: Doğal mekânları aksiyonla harmanlamak gerçekten de akıllıca bir seçim miydi? Çünkü aksiyon filmiyle doğa filmi arasında büyük bir denge var. Bu denge bazen bozuluyor. Kimisi doğa sahnelerinin çok uzun olduğunu, bazen aksiyonun bu sakin doğa görüntüleriyle kesildiğinde ritmin kaybolduğunu belirtiyor. Gerçekten de aksiyonun temposunu bir şekilde doğa sahnelerinin yavaşlığında bulmak, izleyicinin filme olan ilgisini azaltmış olabilir.
Zayıf Yönler: Tematik Derinlikten Yoksunluk
‘Ala Geyik’’in başlıca eleştirilen yönlerinden bir tanesi, filmi izlerken izleyicinin neyi anlamaya çalıştığı sorusunun belirsiz olması. Film, bir yanda aksiyon dolu sahneleriyle, bir yanda ise doğa temalarını işliyor ama bu temaların nasıl birleştirileceği pek de açık değil. Herkesin farklı bir şey anlaması beklenen bu filmde, doğa bir anlamda karakterleşiyor ama bu karakterin özünü tam olarak çözümlemek güç. Çünkü doğa, bir zamanlar anlatılmak istenen mesajları vermekte zorlanıyor. Zaten doğanın filmde bir karakter gibi işlemesi de pek mümkün olmuyor. Çünkü metnin ve oyunculuğun ağır kalması, doğanın metaforik derinliğini oluşturamıyor.
Peki bu, izleyiciyi tatmin edici bir şekilde filmden uzaklaştırıyor mu? Evet, kısmen. Bazı izleyiciler filmi doğa aksiyon filmi olarak izleyebilirken, bir kısmı da filmde anlatılmak istenen derin mesajları görmek isteyebilir. Fakat sonuçta film, bir şekilde hem aksiyon sevenlere hitap etmiş ama tematik açıdan oldukça yüzeysel kalmış.
Sonuç: Doğa Güzelliklerini Artık Keşfetmeye Ne Zaman Başlayacağız?
Sonuçta, Ala Geyik kesinlikle izlenmeye değer bir yapım. Birçok sinema eleştirmeni, Cüneyt Arkın’ın aksiyon alanındaki başarısını kutlarken, aynı zamanda filmdeki bazı yapısal eksikliklere de dikkat çekiyor. Filmin çekildiği Kaz Dağları, gerçekten harika bir mekan tercihi, ama bu mekânın filme kattığı anlam ve derinlik maalesef tam olarak kullanılamamış gibi. Bir yanda aksiyon ve doğanın birleşimi, diğer yanda ise tematik eksiklikler… Ala Geyik, belki de Türk sinemasında bu denemeleri yapmak adına önemli bir adım.
Ancak şu da bir gerçek ki, Türk sinemasının geleceği, sadece aksiyon sahneleriyle değil, doğanın da bir anlam taşıdığı ve anlatılmak istenen temanın çok daha derin işleneceği yapımların peşinden gitmeli. Doğa sadece bir dekor değil, bir mesaj taşımalı, ve filmin ana yapısı ile uyum içinde olmalı.
Böyle bir filmden sonra kendimize şu soruları sormamız gerek: Doğa filmlerde gerçekten anlamlı bir yer bulabiliyor mu, yoksa sadece estetik bir araç mı? Ve bir filmde doğa ile aksiyon arasında ne kadar denge kurulmalı?