Kangurular etçil mi otçul mu? Bir ekran karşısında başlayan uzun düşünceler
Bazı geceler var ya… insanın içi nedensiz yere sıkışır. Ne büyük bir sorun vardır ne de dramatik bir olay. Sadece bir boşluk hissi. O gece Kayseri’de odama çekilmiş, dışarıdaki soğuğu camdan izlerken kendimi bir belgeselin karşısında bulmuştum. Aslında tek amacım biraz dikkatimi dağıtmaktı ama o an, hayatımın küçük bir kırılma noktasına dönüşeceğini bilmiyordum.
Ekranda Avustralya’nın kızıl toprakları, sonsuz gibi uzanan çorak alanlar vardı. Ve bir anda o görüntü çıktı: kangurular.
İçimde garip bir merak uyandı. Ve o soru zihnime takıldı kaldı:
Kangurular etçil mi otçul mu?
O an bunu basit bir bilgi gibi düşünmüştüm. Google’a yazılır, bir cümleyle öğrenilir ve geçilirdi. Ama öyle olmadı. Çünkü o görüntüdeki kanguru sadece bir hayvan gibi değil, sanki başka bir dünyanın sessiz sakini gibi duruyordu.
İlk karşılaşma: Sessiz bir yabancıya bakar gibi
Sevgili Zeytinvadisi ziyaretçileri, bugün “Kangurular etçil mi otçul mu” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Belgeseldeki kanguru yavaş hareket ediyordu. Acele etmiyordu. Sanki zaman onun için daha farklı akıyordu. Kayseri’nin hızlı, gürültülü hayatına o kadar zıttı ki… bir an kıskandığımı hatırlıyorum. Evet, kıskandım.
Çünkü biz insanlar sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken, o sadece vardı. Ne eksik ne fazla.
O an ikinci kez düşündüm:
Kangurular etçil mi otçul mu?
Bu soru artık basit bir bilgi arayışı değil, bir merakın kalbe yerleşmiş haliydi.
Doğanın sessiz cevabı
Araştırmaya başladığımda cevabın aslında çok net olduğunu öğrendim: kangurular otçuldur. Ama “otçul” kelimesi burada kuru bir biyoloji terimi gibi durmuyor. Çünkü o kelimeyi okudukça zihnimde bambaşka bir dünya oluştu.
Çimenle beslenen, yaprakla yaşayan, doğanın sunduğu en basit şeylerle varlığını sürdüren bir canlı…
Ve burada garip bir duygu hissettim: hayal kırıklığı.
Çünkü içten içe daha “vahşi”, daha dramatik bir cevap beklemiş olabilirim. Sanki etçil olsalar, dünya daha karmaşık ve daha ilginç olacakmış gibi. Ama gerçek çok daha sade çıktı.
Ve bazen sadelik insanı hayal kırıklığına uğratıyor, bunu o gece fark ettim.
Kayseri gecesi ve kafamın içindeki Avustralya
O an odamdaki sessizlik daha da ağırlaştı. Dışarıda Kayseri’nin gece soğuğu, içeride belgeselin sıcak ışığı vardı. Ama zihnim artık orada değildi.
Kangurular etçil mi otçul mu sorusu beni bir şekilde Avustralya’nın ortasına taşımıştı.
Kendimi çorak topraklarda yürürken hayal ettim. Ayaklarımın altı sıcak, hava kuru, ufuk çizgisi titrek… ve yanımda zıplayarak ilerleyen bir kanguru.
O an tuhaf bir şey oldu: yalnız hissetmedim.
Belki de ilk kez, bir hayvanı sadece bilgi olarak değil, bir yaşam biçimi olarak düşünüyordum.
Otçul olmanın bende uyandırdığı şey
Kanguruların otçul olduğunu öğrendiğimde içimde beklenmedik bir huzur da oluştu. Çünkü şunu düşündüm:
Hayat bazen karmaşık olmak zorunda değil.
Bir canlı sadece ot yiyerek, su içerek, güneşin altında durarak da yaşayabiliyor.
Biz insanlar ise her şeyi aşırı karmaşık hale getirmekte ustayız.
Kangurular etçil mi otçul mu sorusu aslında bana şunu sordurdu: “Hayatı neden bu kadar zorlaştırıyorsun?”
O an kendime kızdım biraz. Çünkü basitliği unutmuşum.
Bir çocukluk anısı gibi içime oturan bilgi
Belgeseli kapattıktan sonra bir süre karanlık odada öylece oturdum. Telefon elimdeydi ama açmadım. Çünkü öğrendiğim şey sadece bir bilgi gibi durmuyordu artık.
Kangurular etçil mi otçul mu?
Otçul.
Ama bu kelime zihnimde bir etiket değil, bir görüntüye dönüşmüştü: rüzgârda sallanan otlar, geniş alanlar ve sessiz bir yaşam.
Birden çocukken köyde gördüğüm inekler geldi aklıma. Onlar da otçuldu. Ve o zamanlar hayat daha basit, daha anlaşılırdı. Belki de bu yüzden çocukluk anıları hep sıcak gelir.
Çünkü sorularımız bile daha basitti.
Yetişkinlik ve karmaşık sorular
Şimdi ise aynı soruyu farklı bir şekilde soruyoruz:
Kangurular etçil mi otçul mu?
Ama aslında sormak istediğimiz şey şu oluyor: “Dünya ne kadar basit olabilir?”
Ve belki de cevabı kabullenmek zor geliyor.
Çünkü otçul bir kanguru, hayal gücümüzdeki vahşi doğa imajını biraz yumuşatıyor. Daha az dramatik, daha sakin, daha gerçek.
Bir hayvanın bana öğrettiği şey
O gece uyumadan önce kendime şunu itiraf ettim: ben aslında cevap aramıyordum. Bir his arıyordum.
Kangurular etçil mi otçul mu sorusu bana sadece biyolojik bir gerçek sunmadı. Bana dünyanın sandığımdan daha sade olabileceğini gösterdi.
Ve bu sade gerçek beni hem rahatlattı hem de biraz üzdü.
Çünkü bazen insanlar karmaşıklığın içinde kendini daha önemli hisseder. Basitlik ise bizi küçültüyormuş gibi gelir.
Ama aslında tam tersi.
Otçul bir yaşamın sessiz gücü
Kanguruların otçul olması bana şunu düşündürdü: güç her zaman yırtıcılık değildir.
Bazen güç, sabırdır.
Bazen güç, sessizce yaşamak ve bulunduğun yere uyum sağlamaktır.
Belki de kanguruların en etkileyici yanı da budur. Gürültü yapmadan var olabilmeleri.
Son düşünce: Bir sorunun benden götürdükleri ve getirdikleri
Sabaha karşı pencereyi açtığımda Kayseri’nin soğuk havası yüzüme vurdu. Gökyüzü griye dönüyordu. Uykusuzdum ama garip bir şekilde hafiftim.
Kangurular etçil mi otçul mu sorusu artık zihnimde dönmüyordu.
Cevabı biliyordum:
Otçul.
Ama asıl öğrendiğim şey bu değildi. Asıl öğrendiğim, bazen en basit cevapların en uzun düşünceleri başlatabileceğiydi.
Ve belki de hayat tam olarak böyleydi.
Bir soru gelir, seni alır götürür, başka bir kıtaya bile sürükler… sonra sessizce geri bırakır.
Ama sen artık aynı kişi olmazsın.